Anasayfa » Yazılarımız » Bernini’den: ”Persephone’un Kaçırılması”

Bernini’den: ”Persephone’un Kaçırılması”

Gian Lorenzo Bernini

İtalya Rönesans’ı resim ve heykelcilik alanında sunduğu eserlerle Dünya Sanat tarihini güçlendirmiş, değerli bir dönem olarak düşünülür. Sanatın ve sanatçının saygınlık kazanarak destek gördüğü yıllar içerisinde oluşturulan eserler din ve mitoloji konuları çevresinde gelişerek var olmaya başlamıştır. Bu dönemde Leonardo Da Vinci, Rafaello, Michelangelo, Botticelli, Caravaggio, Donatello ve Bernini gibi sanatçılar kendini göstermiş, eserleriyle ülkenin dört bir köşesini donatmışlardır..

Özellikle Roma için bakıldığında şehirde yer alan eserlerin yüzde yetmişe yakını Gian Lorenzo Bernini tarafından yapılmıştır. En çok bilinen eserlerinden biri Persephone’un Kaçırılması isimli heykeldir. Orijinal ismi ”The Rape of Proserpina” olan Barok eser, İtalyan sanatçı tarafından 1622 yılında yapılmıştır. Eseri tamamladığında yalnızca 23 yaşında olan Gian Lorenzo Bernini, bu eseri sayesinde ne kadar başarılı bir heykeltıraş olduğunu herkese kanıtlamıştır.

TANRI HADES VE PERSEPHONE’UN HİKAYESİ

Persephone, Yunan mitolojisine göre göklerin tanrısı Zeus ve bereket tanrıçası Demeter‘in kızıdır. Asıl ismi Kore‘dir. (Persephone ismi yeraltı dünyasına girdikten sonra verilmiştir.) Hades ise ona umutsuzca aşık olan yeraltı dünyası tanrısıdır ve bir gün kızın babası Zeus’a bu aşkından bahseder. Zeus, Hades’in kızı yeraltı dünyasına kaçırmasına rıza gösterir. Günlerden bir gün Persephone (o anki adıyla Kore) arkadaşlarıyla beraber çiçek toplamaya gider. Onlardan biraz uzaklaştığında karşısında büyüleyici güzellikte bir nergis çiçeği bulur. Onu almak için eğildiğinde birden yer yarılır ve yerin altından siyah atlı arabasıyla Hades çıkarak kızı kaçırır. Yeraltında bir şey yenildiğinde bir daha yeryüzüne çıkılamayacağını bilen Hades, oraya girdiklerinde kıza nar tanesi yedirerek onu karanlık dünyaya hapseder.

Demeter ise kızını çok sevmektedir, günlerce kızının izini sürer fakat hiçbir şey bulamaz. Bu günler süren arayışın 10. gününde Demeter, Güneş tanrısı Helios’a rastlar ve ondan Zeus’un gizli rızası ile kızının yeraltı dünyasına kaçırıldığını öğrenir. Bunun üzerine Demeter isyan eder ve artık toprağa bereket vermeyi reddeder. Zamanla toprak cansızlaşır, verimsizleşince kuraklığın önüne geçmek için bir şart öne sürer: Kızının yeraltı dünyasından çıkıp yeryüzünde yaşaması karşılığında toprağa bereketi geri kazandıracaktır. Fakat Persephone’un yediği 4 nar tanesi onun ruhundan bir parçasını yeraltı dünyasına mahkum kılmıştır. Bu yüzden tanrılar ve Demeter; Persephone’un yılın 9 ayı yeryüzünde, 3 ayı yeraltında yaşaması koşuluyla anlaşma sağlarlar. Bizler Persephone’un yeraltına indiği, doğa için verimsiz geçen bu 3 ayı ”kış mevsimi” olarak nitelendiririz.

Borghese Galerisi/ Roma-İtalya

Esere Bakış

Persephone’un Kaçırılması veya Persephone Tecavüzü olarak bilinen bu eser dünyanın en eski sanat galerisi olma özelliği gösteren Borghese Galerisinde bulunur. İtalya’nın Roma şehrinde yer alan, 17. yüzyıldan kalma bir villa olan galeri; Bernini’den Caravaggio’ya kadar dünyanın en değerli sanatçılarının en güzel eserlerine ev sahipliği yapar.

.

”Persephone’nin Kaçırılması” heykel detayları

Eserin en ilgi çeken yanı kaçırılış olayını anlatıyorken o olayın içerisindeki ‘kaçırılma anını’ da çok iyi tasvir etmesidir. Persephone’un korku ve mutsuzluğu; bakışlarındaki çaresizliğe ve gözlerinden akan iki damla yaşa dönüşmüştür. Heykele baktığımızda onun mermerden yapıldığını anlamak oldukça zordur çünkü Persephone, her kasındaki gerilimi bize de hissettiren bir duruşa sahiptir. Bu gerginlik sayesinde kendisini Hades’in bedeninden uzağa itiyor gibi görülür. Hades’in güçlü kollarından kurtulmanın imkansız olduğunu bilmeden gerçek bir mücadele içerisindedir.

.

THE RAPE OF PROSERPİNA

Eserde Hades’in ve Persephone’un saçlarına dikkat ettiğinizde Hades’inkiler sabitken, Persephone’un saçlarının savrulduğunu görürüz. Bu da bizlere adamın kadını kolayca kaldırıp götürdüğünü, kadınınsa kurtuluş için çabaladığını hissettiren başka bir detaydır. Onlara baktığımız her an, her bölümde adamla kadının çekişmesini görürüz. Uzaktan bakan biri kadının bu mücadeleyi kazanacağını düşünebilir fakat bu düşünce Hades’in yüzündeki zafer dolu gülümsemeyi görene kadar sürecektir.

Bernini’nin heykellerinde bedenlerin güçlü duruşu ve saç, sakal yapıları en az Michelangelo heykellerinde olduğu kadar başarılıdır. Ek olarak, onun eserlerinde insan teninin yumuşaklığını hissetmek de mümkündür. Kol ve bacaklardaki her bir kası, ellerdeki her bir damarı bu kadar gerçekçi tasvir edebilmesi eserin büyüleyici bir özelliğidir. Bu yüzdendir ki Bernini, yüzyıllardan beri İtalya’nın en başarılı heykeltraşlarından biri olarak değer görür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir