Anasayfa » Yazılarımız » KORKU BEKLENİR Mİ?

KORKU BEKLENİR Mİ?

KORKUYU BEKLERKEN- https://iletisim.com.tr/kitap/korkuyu-beklerken/7067

GİRİŞ

Eserlerinden hareketle yakından tanıma imkânı bulduğumuz Oğuz Atay Korkuyu Beklerken hikâyesiyle; onun kişiliğine, toplumla olan ilişkisine çıkarım yapmamıza olanak sağlar. Ben de aynı zamanda bu yazıda bizleri etkileyebilecek noktalara değinmek istiyorum. Umarım dikkatinizi çekecek kısımları ele almışımdır ve okumanıza yol açabilirim. Kahvelerinizi de yanınıza aldıysanız yazıya geçebiliriz.

Bizi; hikâyede, insanların çokluğundan kaçıp içine kapanarak kendini arayan isimsiz bir adam karşılar. Hikâyemiz; kahramanın evine dönük yolunu, köpek havlamalarını tasvir ederek başlar ve sonuna kadar hayatının bir kesitini sunar. Eserde geçen ‘Yalnız kaldıkça korkum artıyor.’ ifadesiyle de korkunun verdiği yalnızlığa dikkat çekmek istiyorum.

ÖZET

Kahramanın; her şeyi düzen üzerine kurulu düzeni, eve geldiğinde gördüğü kapalı bir zarfla bozulur. Kağıdı okuduğunda anlamadığı bir yazıyla karşılaşması onu dehşete düşürür. Bir arkadaşına mektubu götürerek çözüm yolları aramaya başlar. Kahramanımız; evinde zaman geçirmeye devam eder ve bu arada evinden çıkmaması gerektiği haberiyle korkusu artarak evde kalır. Böylelikle evinde geçirdiği vakitte eşyalarını, tabiatı detaylı bir şekilde inceler. Yalnızlığı istemekle yalnızlığa mahkum edildiğini söyleyen kahramanımız eski düzene döndüğünde -daha çok sevme- planları kurar. Problemi evdedir ve çözümleri yine burada arar. Bir gün evinin yıkılmasıyla karşı karşıya kalması tüm düzenini bozar bundan böyle hiçbir şeyin değerinin olmadığı belirterek evlenmek üzere akrabalarının yanına gider. Bundan da diğer insanlara imrenerek vazgeçer ve bununla yetinmeyip polise giderek kendini ihbar etmek ister. Kahramanın geçmişini hapsettiği ve her koşulda saklandığı evinin alt üst olması kendini, bilmediği şeylere teslim etmesine itmiştir sanki.

Hep korku duygusu içinde görülen kahraman; bazen korkusuyla yüzleşmeye bazen tabiatı sevmeye bazen de içinde bulunduğu yalnızlık yüzünden insanları suçlarken karşımıza çıkıyor. ‘Anlamazlar’ demişti bir cümlesinde Anlaşılmamak meselesini, insanlarda en çok kızdığı nokta gibi görüyorum. Böylelikle satırlarda; içimizdeki duygulara, korkulara, mekâna değinmiş olduğu kanısına vardım. Satırlara dökülmüş o cümleler kahramanın iç dünyası ile evinde geçen bir yolculuktu aslında…

MEKÂN

Her koşulda evine dönen bir kahraman görmek bize ne ifade eder? Ev insanın sığınağıdır. Şekli, konumu, durumu fark etmeksizin ait olma duygusunu yaşadığımız yerdir. Dört duvar olma dışında hayâllerimizi, geçmişimizi, yaşam biçimimizi tüm açıklığıyla sergilediğimiz alan diyebiliriz. Kahramanımızın, tam anlamıyla Atay’ın evine çokça yer vermesi bundandır. Duygularını, aslında şahsiyetini bütünüyle simgeleyen ve her seferinde döndüğü tek yer evidir. Öyle ki içine dönük bir yazar için mekânın önemini göz ardı etmek mümkün olmaz.

SON BAKIŞ

Hikâye; sokaktaki köpek havlamalarından evdeki kağıt parçasına, bir insanı sevmekten geçmişi hatırlamaya kadar, olaylara korku duygusuyla yaklaşan bir adamın dünyasına çekiyor. Üstelik bu dünya; kendimizden bir parça bulacağımız satırlarla kurulmuştur. Çünkü anlaşılmamak, korkmak hepimizin içinde bulunan unsurlardır. Dikkat çekmek istediğim nokta; cümlelerin derinliğine yine kendi içimizde ulaşabileceğimizdir. Çünkü yazar da onu o yapan unsurları, satırlarıyla biz okura ulaştırır. Son olarak, her satır kulağa bastırılmış duyguların çığlığı gibi gelir.

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir